DAR AÇI ; GENİŞ AÇIDAN BÜYÜKTÜR

Haziran 13, 2008 by erolerdoggmuss

Üç milyar kadın yaşıyorsa bugün yeryüzünde, üç milyarını bir ve tek  aynı Allah yarattı; başlarını örtmüyorlar mı, saçlarının bir teli mi gözüküyor, Allah müslim gayrimüslim demeden cehenneminde cayır cayır yakacak onları. Mademki aynı Allahın kullarılar, sadece müslüman kadınları yakması haksızlık olurdu çünkü.

Bu korkuyla türban takarak üniversitede okumak; doktor, mühendis, avukat olabilmek en demokratik hakkımken benim; buna engel olanlar Allah ve insan sevgisinden yoksun kafirlerdir ancak.

Türkiye Cumhuriyeti; demokratik, laik bir sosyal hukuk devleti olduğu için, Kadınlar resmi yerlerde türban takamazlarmış. Türkiye demokratsa; isteyen türbanıyla istediği yere girebilmeli değil mi? Hem demokratım diyeceksin, hem de türbanlı kızları üniversiteye sokmayacaksın, sonra da hukuk devletinden dem vuracaksın, nasıl hukuk devletiyse.

Bu fitne, laiklikten kaynaklanıyor. Devletin çeşitli dinlerden uyruğu varsa, tarafsız -dinler üstü, laik- olması gerekirmiş ki; adaleti kurup koruyabilsinmiş. Bu nedenle resmi yerlere dinsel simge olan türbanla girilmemeliymiş ki, tarafsızlık bozulmuş olmasınmış. Ben dini inancımın ne olduğunu zaten biliyormuşum, Allah da biliyormuş, inancımı dinsel kılık kıyafetimle herkese belirtmemin ne anlamı varmış.

“Anayasa değişikliğini Yüce Mahkemeye götüren CHP’nin İzmir Milletvekili Canan Arıtman kararı memnuniyetle karşıladı. ‘Cumhurbaşkanlığı makamında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ideolojisinin ihmal ve istismar edildiğini söyledi ve ekledi: “Çankaya’daki türban için de gereği yapılmalı’. Arıtman sözlerine şöyle devam etti: ‘Cumhurbaşkanlığı makamında, hiçbir siyasal etnik simge sergilenmemelidir. Bu kabul edilemez bir durumdur”     SÖZCÜ; 07.06.2008

Ben başımdaki türbanla devletin üniversitesine giremezken, kadınların hayırlısı devletin en yüksek makamına türbanıyla kurularak cennetlik oluyor. Haksızlık bu. Ya etkin ve yetkin kocası türbanı her yerde geçerli saydırsın; ya da kadınların hayırlısı, kurunun yanında yaş da yanar misali türbanını çıkarsın. Günahı vebali türban düşmanlarının olacaktır, korkmasın. AİHM’deki türban davasından vazgeçince günaha mı girdi?

O türbanlı olduğu için cennete gidecek, ben türbansızlığım nedeniyle cehenneme… Din, iman, hak, hakkaniyet bunun neresinde?

EROL ERDOĞMUŞ

erolerdogmus@hotmail.com

MİNARE REFERANDUMU VE DİN ÖZGÜRLÜĞÜ

Haziran 10, 2008 by erolerdoggmuss

İsviçre’de milliyetçi bir grup, ülkede minare inşaatının yasaklanmasının referanduma sunulması için gereken imzayı topladıklarını açıkladı. İmza toplayan grubun Girişim Komitesi Asbaşkanı Ulrich Schlueer, referandum için gereken 100 bin imzayı geçtiklerini duyurdu. -Cumhuriyet, 09.06.2008-

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 18. maddesi: “Herkesin; düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak; din yada inancını değiştirme özgürlüğünü ve din yada inancını, tek başına yada topluca ve açık yada özel olarak öğretme, uygulama, ibadet ve gözetim yoluyla açıklama özgürlüğünü içerir.”

Madde, “Herkesin; düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır” diyor. Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü birbirinden farklı mıdır ki; ayrı ayrı sayılmış? Hepsi “Düşünce Özgürlüğü” ortak paydasında toplanabilirdi.

Akıl’dan kaynaklanan düşünce’nin pusulası mantık; duygu’dan doğan dinin ise pusulası vicdandır. Mantık ve vicdan çatışmasında; mantık hükmen galip gelse de, parsayı toplayan vicdandır.

Madde’nin ilk tümcesi herkes özgürce düşünebilir, özgürce vicdanının sesini dinleyebilir, özgürce dinini seçebilir anlamında, dışa vurulmamış bireysel iç özgürlüğü önermektedir. İkinci tümcesi ise, bireysel iç özgürlüğün dışa vurularak toplumsal özgürlüğe dönüşmesini amaçlamaktadır. Ne yazık ki; Dimyat’a pirince gidilirken evdeki bulgurdan olunmakta, din özgürlüğü güme gitmektedir.

Din ya da inancını değiştirme özgürlüğü, kişinin bireysel iç özgürlüğünün sınırları içindeyken sorun değildir. Ancak bu özgürlük dışa vurulduğunda merhabanın kesilmesinden, öldürülmeye kadar ters tepkiyle karşılanabilmekte, o güzelim özgürlük bomba gibi patlatılarak paramparça edilebilmektedir…

“Sizden kim, dininden döner ve kafir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dünyada da, ahırette de boşa gider. Onlar cehennemliktirler ve orada devamlı olarak kalırlar”

Bakara Suresi, ayet 217

“İslamdan başka din yoktur; din islam olana kadar onlarla savaşın”

Fetih Suresi, ayet 16

“Müşrikleri nerede görürseniz öldürün”

Tevbe Suresi, ayet 5

Hristiyan İsviçrelilere, “Benim din özgürlüğüm var!” diyerek, bayrak gösterircesine minare göstermek ve de üstelik “Dinimin gereğidir!” düşüncesiyle  minare hoparlöründen beş vakit ezan dinletmek müslümanın din özgürlüğü ise, müslüman olmayanın din özgürlüğünden yoksunluğu değil midir? Müslümanın din özgürlüğü minare inşa etmek, müslüman olmayanın din özgürlüğü ise; minare inşa ettirmemek olabiliyor…

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin sözkonusu 18. maddesinin ikinci tümcesi, hiçbir kısıtlama getirmeden herkese; düşünce, vicdan ve din özgürlüğü tanıyor düşüncesiyle; kendi düşüncelerini, vicdani kanaatlarını ve dini inançlarını başkalarına dayatarak öğretmeye, uygulamaya kalkışılırsa; düşünce, vicdan ve din özgürlüğünden söz edilebilir mi?

Bu durumda; din özgürlüğünden değil, yobazlık özgürlüğünden söz edilebilir ancak ki; kuşkusuz istenen bu değildi. Kişinin bireysel iç özgürlüğünün sınırları içindeki vicdan tapınağından; havra’ya, kilise’ye, cami’ye -sosyal ortama- çıkan din “İnsan ile Tanrı” ekseninden ayrılır, “İnsan ile Toplum” eksenine saparak ticarete ve siyasete alet edilir. Ticari ve siyasi çıkarlarını gözetenler, din özgürlüğünden; dindarlardan çok daha fazla yararlanırlar.

Dini inançlar, vicdani kanaatlar düşünce olarak dayatılmadan kitaplarla ortaya konulmalı, ilgilenip soranlara dayatılmadan anlatılmalıdır ki; düşünce, vicdani kanaat ve din özgürlüğünden söz edilebilsin.

EROL ERDOĞMUŞ

erolerdogmus@hotmail.com

RASYONEL DİN

Haziran 10, 2008 by erolerdoggmuss

İnsan’ın, evren okyanusunun dalgalarıyla boğuşurken , tutunmaya dal -din- aramakta oluşu doğaldır. Karada, havada ve denizde yön belirlemek için pusula bilgisi gerekir. Aklımızın pusulası mantık, hissimizin aklı vicdandır. Rasyonel din; insanın tutunarak evren okyanusunun dalgalarıyla boğuşmaya çalıştığı dal parçasının pusulasıdır.

İnsanoğluna düşen; pusulayı iyi kullanarak limana ulaşmaktır.

EROL ERDOĞMUŞ

erolerdogmus@hotmail.com

DİN YARGI, DİN ADAMI YARGIÇ DEĞİLDİR

Mart 8, 2008 by erolerdoggmuss

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu; zorunlu din dersininin kaldırılması gerektiğine ilişkin Danıştay kararını eleştirerek “Yargıçlar önyargılarına ve kişisel tercihlerine göre değil, dinin bilgi metodolojisine göre karar versin” demiş. KAYNAK: 07 Mart 2008 tarihli gazeteler.

Bardakoğlu’nun Diyanet İşleri Başkanlığını üstlendiği islam dininin peygamberi; “İnsanın dini aklıdır, aklı olmayanın dini yoktur” buyurduğuna göre; yargıçların dine göre değil, akla göre karar vermeleri gerekir. Din aklı sollayarak öne geçmemelidir. Aksi halde, yargı dışında bir yargı konumuna girer ki, yargı birliği tıpkı eğitim birliği gibi yok sayılmış olacaktır.

İslam peygamberi dine değil, akla öncelik veriyor. Demiyor ki: “İnsanın aklı dinidir, dini olmayanın aklı yoktur”. Din, akıl ile sınırlı; akıl din ile sınırlı değil diyor peygamber. Ama aklı sollayarak dini öne geçirenler, aklı din ile sınırlamak istiyorlar.

Akıl, sahibinden kişisel çaba bekler; iyiye, doğruya, güzele ve gelişene yönelik üretimlerde kullanılmak ister. Akıl, gücünü bilimle bilimsellikle kazanır ve kanıtlar.  Oysa dinin kanıtı bilim değil, kendi söylemidir. Din bilimi yok, dinsel folklor vardır. Sanat eseri olarak beğenir, ya da beğenmezsiniz.

EROL ERDOĞMUŞ

erolerdogmus@hotmail.com

Hello world!

Mart 7, 2008 by erolerdoggmuss

Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!